Kitap/Düşün/Sanat/ Sayfa Editörü: Erinç BÜYÜKAŞIK

Otuzun Üzerinde Dile Çevrilen ve On Beş Milyondan Fazla Satan Başucu Kitabı Victor E. Frankl’den “İNSANIN ANLAM ARAYIŞI”/Tuba KIR
6 dakika okundu

Otuzun Üzerinde Dile Çevrilen ve On Beş Milyondan Fazla Satan Başucu Kitabı Victor E. Frankl’den “İNSANIN ANLAM ARAYIŞI”/Tuba KIR

Yahudi asıllı nörolog ve psikiyatr Victor E. Frankl, 1905’de Viyana’da doğar. İkinci Dünya Savaşı esnasında, Naziler tarafından ailesiyle birlikte Polonya’daki imha işlemlerinin gerçekleştirildiği Auschwitz toplama kampına götürülür. Orada annesini, babasını ve eşini kaybeder. İnsanın Anlam Arayışı’nda, kampta başından geçenleri, hayat mücadelesini ve kurucusu olduğu Logoterapi’nin ilkelerini kaleme almış yazar.

Devamını Okuyun  
Charlie Chaplin – “Büyük Diktatör” Filmi ve Final Konuşması / Enver Karahan
6 dakika okundu

Charlie Chaplin – “Büyük Diktatör” Filmi ve Final Konuşması / Enver Karahan

Diktatörler sadece kendilerini özgürleştirir, insanlarıysa esarete mahkum ederler. ’Kahkahasız geçen bir gün, ziyan olmuş bir gündür’’ der; usta komedyen Charlie Chaplin. Oyunculuğunun yanı sıra, yönetmen, yazar, film müziği bestecisi ve kurgucu olarak da bir döneme damga vuran sanatçılar arasında yerini almıştır.

Devamını Okuyun  
İSTANBUL’DAKİ NEFRET YÜRÜYÜŞÜNE DENK GELEN BİR OKUMA: VS Ah, Arsız Ruhum/Selman BÜYÜKAŞIK
10 dakika okundu

İSTANBUL’DAKİ NEFRET YÜRÜYÜŞÜNE DENK GELEN BİR OKUMA: VS Ah, Arsız Ruhum/Selman BÜYÜKAŞIK

Ama bu roman eşcinselliği dış güçlere bağlamıyor. Bu cinsel yönelimin, kültürel ve toplumsal ahlâk ve devletin bunca baskı, kınamalarına karşın var olduğunu, isyancı bir ruhun- karakterin itiraz çığlığı eşliğinde olağanüstü derinlikli irdelemelerle, yaşanan trajik olaylarla anlatıyor. Sayın çok yetkililere, o yürüyüşe katılan aparatlara bu romanı okutmayı ne çok isterdim!

Devamını Okuyun  
Mit, Coğrafya ve İnsan: Mezopotamya'da Tanrılar ve İnançlar Üstüne/Erinç BÜYÜKAŞIK
10 dakika okundu

Mit, Coğrafya ve İnsan: Mezopotamya'da Tanrılar ve İnançlar Üstüne/Erinç BÜYÜKAŞIK

Babil, Asur, Mezopotamya, İnanç ve coğrafyasına dair her bakış açımız insanlığın kültür tarihine doğru yaklaşmamızı sağlamaktadır bir biçimde. Kuzeyde Asur’a, güneyde Babil’e kadar uzanan antik yerleşim alanı kişi yönleriyle İncil’le olan bağlantılarından dolayı iyi bilinmektedir. Ninova ve Babil’in ihtişamı, Asur savaşçılarının kana susamış doğaları, Babilli kâhinlerin büyü güçleri, zengin ve kudretli tüccarları, şatafatlı ve şehvetli yaşam tarzları. Hammurabi, Nebukadnezar, Tiglat‐Pileser, Asurbanipal ve Sanherib, nüfuz sahibi isimlerin bu coğrafyanın kültür yaratıcısı özneler çivi yazısından, rölyeflere, lahitlere, Kutsal Lahit’e, Mısır hiyeroglif metinlere dek savaşın, iktidar mücadalelerinin Akdeniz ve Ortadoğu coğrafyası için bir değişmez yazgı haline gelebildiğini de göstermektedir.

Devamını Okuyun  
Nevar El Seddavi / Sıfır Noktasındaki Kadın/Enver KARAHAN
15 dakika okundu

Nevar El Seddavi / Sıfır Noktasındaki Kadın/Enver KARAHAN

Firdevs, daha küçük yaşlardayken sormuştu o soruyu kendine: ”Ben kimim?” İbni Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünü, bu sözün yanına iliştirmek yerinde olurdu. Firdevs, yaşadığı coğrafyada ve o coğrafyanın, tutucu, baskıcı ve kadınların geri planda bırakıldığı, yok sayıldığı bir kültürde yaşıyorken, bu ‘ben kimim’ sorusunu sorması kaçınılmazdı.

Devamını Okuyun  
Çarpıcı, Düşündürücü; Yorucu ve Bıktırıcı Bir Roman: Malina/Selman BÜYÜKAŞIK
11 dakika okundu

Çarpıcı, Düşündürücü; Yorucu ve Bıktırıcı Bir Roman: Malina/Selman BÜYÜKAŞIK

“İlk kez 1971’de yayımlanmıştı Malina, çıkışının hemen ardından birkaç baskı yaptı, kısa zamanda çoksatar listelerine yerleşti. (…) 1980’den sonraki yıllar ise yeni bir gelişmeyi başlattı. (…) Bu gelişme günümüzde, Malina’nın, yüzyılımız Avrupa romanının en önemli ürünlerinden biri sayılmasıyla noktalanmış bulunuyor. Malina, bu yeni niteliğiyle artık salt Avusturya yazınının değil, dünya yazınının bir yapıtıdır. Tıpkı Ingeborg Bachmann’ın salt Avusturyalı bir ozan ve yazar olma niteliğini çoktangeride bırakmış oluşu gibi. (…) Malina, çıkışından günümüze değin zaman zaman çok yoğun tartışmalara konu oldu.

Devamını Okuyun  
ZEKİCE KURGULANMIŞ AYRIKSI BİR KARAKTER: YALNIZ ADAM/ Selman BÜYÜKAŞIK
8 dakika okundu

ZEKİCE KURGULANMIŞ AYRIKSI BİR KARAKTER: YALNIZ ADAM/ Selman BÜYÜKAŞIK

Yazarın bu tek romanında kahramanımız tuhaf, kızdıracak kadar kabuğuna çekilmiş, insanlardan uzak olmaya çalışan ve hep kendini haklı gören kibir abidesi bir karakter. Varoluş felsefesinin çokkaramsar kanadından. “Yine de hesaba katmak gerek insanları. İşlerime burunlarını soktukları zamancanımı sıktıklarına göre, varlar demektir. Bu da tepe taklak olup aralarına düşmeme yetiyor. Gerçekliğin dışına çekiyor, kendi gerçekliklerine kapatıyorlar insanı. Daha doğrusu kendi görüş biçimlerine…”(s.52) diyen bir yaban, bir ayrıksı. “Bir hiç uğruna yaşamaya utanmıyor musunuz?”(s.22) diyecek kadar ayrıksı, üstelik haklı olduğundan emin. Asosyal kişiliğiyle yadırgı bir karakter.

Devamını Okuyun  
“Olmadı Hiç” Heybemdeki Öyküler/Enver KARAHAN
6 dakika okundu

“Olmadı Hiç” Heybemdeki Öyküler/Enver KARAHAN

"Olmadı hiç. Hiç biri olmadı. O var olmadı. Ben onu sevmedim. O da beni sevmedi. Hücrelerimizi saran aşkın tatlılığında cenneti arzularken benim yüzümden yaşanan bir kazada hayatımız cehenneme dönmedi bizim. O ölmedi. Ben delirmedim." Akademisyen yazar Yakup Yaşar’ın 16 öyküsünün yer aldığı ”Olmadı Hiç” başlıklı eserinde insan manzaralarının, yaşanmış ve yaşanabilir gerçekliğine tanık olmaktayız. Bu sıcacık, doğal, yer yer güldürüp, yer yer hüzünlendiren öykülerinde verdiği mesajlar ise gayet anlaşılır oluyordu.

Devamını Okuyun  
Hayat Yazılamayacak Kadar Fena*/Erinç BÜYÜKAŞIK
9 dakika okundu

Hayat Yazılamayacak Kadar Fena*/Erinç BÜYÜKAŞIK

TDK sözlüğü diyor ki öykü “Gerçek ya da tasarlanmış olayları anlatan düz yazı türü”dür. Kurmacanın izinde dolaşan öykü yazarı için zihin ayıklanması gereken olaylar çöplüğü o halde. Öykü sadece anlatmak değildir, hele olaylar torbasından bir iki olayı yan yana getirmek hiç değildir. Bir o kadar yaşamsal bir dışavurumdur. Yaşamın kırılmalarla akıtılmasıdır metne. Bugünün öyküsünü soruşturmaya başladığımızda eski hikâye etme derdinden çok daha karmaşık ve bir kadar da sıradanlığın içinden çıkıveren ayıklamacı bir anlatı evrenine sahip olduğunu görürüz. Yeni anlatım olanakları, dil arayışları, yazma eğilimleri peşi sıra gelir. Sait Faik’in İstanbul’undaki “Ben Merkezci” dil gibi benle başlayan bir yolculuktur çoğu kez öykünün tarihi.

Devamını Okuyun  
DÜNYAYI GÖRMENİN KILAVUZLUĞU VE SİNEMA /Havva Ağral
7 dakika okundu

DÜNYAYI GÖRMENİN KILAVUZLUĞU VE SİNEMA /Havva Ağral

Tarkovski’nin sinemasını ve sinema dili bağlamında yetkinliğini ele aldığımızda onun dünyayı nasıl gördüğünden ziyade, görselliğin ona nasıl yardımcı olduğunu düşünürüm. Filmlerindeki imgesel sahnelerin çoğu, doğanın kendiliğinden ortaya çıkıyor. Yani doğa Tarkovski’ye hep yardım ediyor gibi. Bunda onun zaten doğanın, geçmişin izlerini süren bir yönetmen olmasının payı büyüktür. Ancak film okumaları, kendine kaynak olarak salt doğayı değil; doğanın insan üzerine etkileşimlerinden doğmuş olan alegorileri, arketipleri ve metaforları kaynak gösterebilir.

Devamını Okuyun  
DİRENEN YANIYLA TİYATRO HEP BİZDEN YANA/Havva AĞRAL
8 dakika okundu

DİRENEN YANIYLA TİYATRO HEP BİZDEN YANA/Havva AĞRAL

Politika ve tiyatro çoğu kez karşıt halleriyle ve iktidar erkinin baskıcılığıyla bugüne dek kitlelerin karşısına çıkıverdi. iktidarın sanatı da dönüştürme niyeti bu bağlamda tüm muktedir haliyle vücut bulmuştur. Hitler bir kürsü tiyatrosu icat etmek için uğraş vermiş ancak bu alanda muvaffak olamamıştır. Tam tersi bir durum da sanatın göçüne vesile olmuştur. Sanatta da, tıpkı kendi politikasına uygun hareket imkânı bulduğuna inanan Hitler; kendince bir arındırma yoluna gitmeye çalışmış, tiyatro içinde bir iktidar merkezli alan kurmaya niyetlenmiş, kendi anlayışına uymayan entelektüel, edebî, sanatsal pek çok eser ve sanatçı saldırılara maruz kalmıştır. Yazarlar, eleştirmenler, aktörler, akademisyenler bu saldırılardan ve belirlenmiş kodlardan payını almıştır. Sonuçta sanat adına içi boşaltılan bir alan dışında yeni hiçbir sonuç ortaya çıkmamıştır.

Devamını Okuyun  
KÖY ÖĞRETMENİNİN DOKUNDUĞU “BAŞARAN “KİLİMİ/Hatice ALTUNAY
5 dakika okundu

KÖY ÖĞRETMENİNİN DOKUNDUĞU “BAŞARAN “KİLİMİ/Hatice ALTUNAY

Aradan geçen zamanda onun şiirlerindeki moral ile beslendim ve besledim öğrencilerimi.’ Ahlat Ağacı’ şiiri ile köy çocuğu olmanın kıvancını duydum veyılgınlığı sildim gözlerimden. İki hafta sonra adresime gönderilmiş sanat dergisini görünce havalara uçtum. O gün dergiyi göstermediğim meslektaşım kalmamıştı. Evime uçarak gittim. Dergide şiirim çıkmıştı, kolay bir şey mi canım taşrada sanattan yoksun yaşıyordum. Sonraları ne mi yaptım: Birikim adlı okul dergisi çıkardım. Ortaca’da filiz veren İspinoz dergisini destekledik öğrencilerimle birlikte. Rahmetli Yüksel Demirel’in organize ettiği Damla adlı dergide ve Türkiye çapında birçok dergilerde yazılarım, şiirlerim yayınlandı.

Devamını Okuyun