İtalya’da başlayıp Avrupa’ya yayılan edebiyat bilimin gelişmesiyle akla duyulan sonsuz güven sonucunda bir insan için bir kişi tarafından belirlenen insanın kaderi Tanrısal güçten alınmış bireylerin eline bırakılmıştır. Modernleşme süreci tüm hızıyla devam ederken hali hazırda bazı toplumlar hala modernleşme sürecini bulmaya çalışırken yaşanan değişimle modernizmin kendi varlığını yeniden keşfetmeye çalıştığı postmodernizm süreci devam etmektedir
Devamını OkuyunÖykünün penceresinden bakalım bu yolculuğa çıkarken. Biraz soluklanalım öncesinde. Romanın o çok katmanlı ve uzun erimli yolculuğunda çok da kısa sürmeyecek bu yolculuk aslında. Belki yaratılan atmosferin içinde sınırlarımızı bilerek uzun yolculuğumuzu özetlemek de mümkün olacak.Çevremizde uzun uzadıya insan kalabalıkları yok. Betimlemeler yerli yerinde, çatışma ustalık isteyen kıvrak bir anlatımla şekillenmiş. Yüzyılların öykü anlatıcılığının dilsel doğallığı sinmiş metne. Çok anlatmaya gerek yok, yerinde anlatabilmek işin becerisi. Uzun uzadıya betimlemeler, ağdalı sözcükler gereksiz bir sis perdesi okur için.Bir tanıma danışmalı önce. TDK sözlüğü diyor ki öykü “Gerçek ya da tasarlanmış olayları anlatan düzyazı türü”dür. Kurmacanın izinde dolaşan öykü yazarı için zihin ayıklanması gereken olaylar çöplüğü o halde. Anlatmak değil sadece öykü, olaylar torbasından bir iki olayı yan yana getirmek değil. Bir o kadar yaşamsal bir dışavurum üstelik. Yaşamın kırılmalarla akıtılmasıdır metne.
Devamını OkuyunOlmekler, bilinen en eski Mezoamerikan uygarlığı. Bugünün Meksika'sında belki kültürel genetiğin de işaretlerini veren bir dizi ikonografik yapıtla, usta taş işçiliğiyle ladin ağaçlarının arasından kurulmuş bu uygarlık Soconusco''daki ilerici bir gelişmenin ardından, günümüz Meksika eyaletleri Veracruz ve Tabasco'nun tropikal ovalarını işgal edişiyle ortaya çıktılar. Jaguar krallığı olarak adlandırılan ve geçimini verimli tarım arazilerinde yetiştirdikleri mısır, fasülye ve kabağın ve bir dizi doğa kültünün yüceleştirilmesi ve kutsallaştırılmasıyla çok daha somut hale gelen bu uygarlık Maya ve İnka'ların kültürel mirasında da vazgeçilmez bir yer üstlenmiş.
Devamını OkuyunFrida Kahlo’nun resimlerini yorumlayan bir yazı yazmam istediğinde hem çok mutlu oldum hem de telaşlandım. Frida ‘yı o ünlü ressamı; eserlerini, yaşamını biliyordum tabii ki, üstelik Frida filmini de yakın zamanda izlemiştim ama bu kadarı yazıyı yazmam için yeterli değildi, araştırmalar yapmam gerekiyordu. Araştırdıkça Frida Kahlo’nun yaşam azmine de resimlerine de olan hayranlığım daha da arttı.
Devamını OkuyunİNCİ ARAL, bu ilk kitabında kadınlık hallerini, toplumun farklı kesimlerinden kadınların öykülerini, kadın-erkek ilişkilerini, kadının üstlendiği rolleri, kadınların acılarını, hüzünlerini, umutlarını, düş kırıklıklarını, toplumun kadına bakışını, sade, akıcı ama güçlü bir dille anlatmaktadır.
Devamını OkuyunLa Dolce Vita, “Yeni Gerçekçilik” akımının başlangıç filmi sayılan Roberto Rosselını’nin yönettiği Roma Açık Şehir filminin bir tezatıdır. Fellini’nin hayatının dönüm noktasıdır. Fellini’nin yeni gerçekçilikten uzaklaşarak, kendi tarzını, üslubunu oluşturduğu görülür.
Devamını OkuyunBir romanın izinde okur yolculuğu çoğu kez kahramanın seslerini, metnin izleğini, romanın çatısını doğru kavramakla değerli olmuştur. Sema Aslan’ın “Dünyanın Kasım’a Görünüşü” tam da bu anlamda Cengiz’in izinde Nurcan’ın, Kasım’ın serzenişleri, yakarışları ve direnci anlamında bir yıl öyküsü olarak okunabilecek bir metin temelde.
Devamını OkuyunFilmlerini ilgiyle, severek izlediğim Nuri Bilge Ceylanın “Kış uykusu” filminden bahsedeceğim. Bilindiği üzere “ Kış Uykusu” filmi Nuri Bilge Ceylan’a Altın Palmiye ödülünü kazandırdı. Nuri Bilge Ceylan filmlerini sevenler ve izlemek isteyenler için öncelikle filmin üç buçuk saat olduğunu hatırlatmak isterim.
Devamını OkuyunTürk edebiyatında darbe kavramsal olarak politik sonuçları kadar politik olanın bireyin iç dünyasında yarattığı gel gitlerle karşımıza çıkagelmiştir. Yazımızın belirleyeni olarak gösterebileceğimiz iki metin (Mine Söğüt’ün Şahbaz’ın Harikulade Yılı 1979 ve Bilge Karasu’nun Gece’si) her ne kadar darbe öncesi ve sonrasının toplumsal şiddet olgusunu yansıtıyor olmakla birlikte ne derece darbe romanları sayılabilir kuşkuludur. Öncelikle iki metin de kara metin sayılabilecek kimi özellikler taşıyor olsa da post yapısalcı roman veya anlatının ?nasıl? anlatmalı noktasında birçok yazınsal tartışmasını da beraberinde getirmişlerdir..
Devamını Okuyun“Bu ayrı dil, korkuyla, yalnızlıkla, doymamışlıkla, başkaldırmayla yüklüdür.” Bilge Karasu, “Öteki Metinler” Modern toplumun son iki yüzyıllık serüveninde hayatın iki yüzü kadar sanatın da hem toplumsal gelişmelerin ışığında hem de bireyin varoluş arayışları adına farklı yönelimleri, eğilimleri söz konusu olmuştur. “Toplum için mi”, “Sanat için mi” ikilemiyle aslında çoğu kez araçsallaşan sanat uğraşısı eylem haliyle zaten yaşamın içinden doğan, yansıyan bir boyuta sahiptir.
Devamını OkuyunKitapevinin raflarındaki kitaplara göz gezdirirken parmağım bir kitabın üzerinde durdu:YAZ DÜŞLERİ DÜŞ KIŞLARI. Kitabın ismi ve kapak tasarımı insanı yüreğinden sarıp sarmalıyor. Bence sırf bu bile kitabı okumak için yeterli bir neden. YAZ DÜŞLERİ DÜŞ KIŞLARI Tomris Uyar’ın beşinci öykü kitabı.
Devamını OkuyunÖykülerden oluşan kitaplardan bazıları kuyudur. Biz oradan kovamıza doldurduklarımızla bahçemizi sularız okur olarak. Bazı kuyuların derinliği karşısında onun nasıl inşa edildiği hayreti ve merakı sarar beni. Esir sözlerden oluşturduğu kuyusunu Sema Kaygusuz’un kız çocuğundan genç kadına geçiş evresi ve cümlelerini harç yapıp yoğurarak inşa ettiği besbelli. Bu malzeme, öykülerden evvel kitapta yer verilen ve yazarın yazma niyeti ve sebeplerini ortaya koyduğu “İlksöz” bölümü okunmasa da öykülerde rahatlıkla görülebilir.
Devamını Okuyun