Ne korkunç bir akşamdı.Öncesinde ve sonrasında daha pek çok böyle anısı vardı. Ama onun korkmaya veya telaşlanmaya hakkı yoktu. Yoksa aynı sıkıntıları kızı da yaşardı.
Devamını OkuyunNe korkunç bir akşamdı.Öncesinde ve sonrasında daha pek çok böyle anısı vardı. Ama onun korkmaya veya telaşlanmaya hakkı yoktu. Yoksa aynı sıkıntıları kızı da yaşardı.
Devamını OkuyunIslanan saçları yüzüne yapışmıştı ve su damlaları düşen bir paltosu vardı üzerinde. Hayatta yaşadığı zorluklar onu bu hâle getirmişti. Bankta otururken çaresizliğini, ne yapabileceğini düşünüyordu.
Devamını OkuyunAnnemin: “Leylek benim neden kuşum, yazın gelir kışın gider?” tümcesi leylekleri merak etmeme ve bu merakımı gidermek için onları sürekli izlememe neden oldu. Yuvalarını, sabır, çaba, coşku ve özenle örerler; yolculuk zamanı gelince de güneşi izleyerek rotalarını çizerlerdi.
Devamını OkuyunBu şiir Gülten Akın’ın 1980’li yıllarda ilk kez yayımladığı iki kitabından biri olan 42 Günün Şiirleri kitabından. Kitabın 1. baskısı 1986’da yapılmış. Alan Yayıncılık’tan. Öbür kitap 1983 baskılı İlahiler’dir .
Devamını OkuyunMiskinler yine Miraç Bey’in peşindeydi. Birinin adı Avrupalı İbrahim’di. Sonradan çok sefalete düştü, ne üzerindeki takım elbisesi ne de Avrupalılığı kaldı. Gün geçtikçe yağdan parlayan takım elbisesi gibi Avrupalılığı da soldu gitti.
Devamını OkuyunSabah işine vaktinde varabilmesi için çok erken saatte uyanmalıydı. Oysa geceyi oldukça geç bir saatte sonlandırmıştı. Yatağa girmeden önce yapmak zorunda olduğu onca şeyin, onu nasıl da esir aldığını düşünürken sızıvermişti üstelik
Devamını OkuyunKar yağsa keşke. Her yeri kaplasa beyaz beyaz. Kar soğuğu bu belli, yağacak. Yağacak da neden geciktirir kendini? Tam da zamanı üstelik. Aralık… Geçişler için, varışlar için tam zamanı. Zaman da aralık…
Devamını OkuyunGenç ve yakışıklı garson birbirlerine hafifçe yaslanarak yürüyen iki muhteşem kadına, onlar için gelen taksiye bininceye kadar hayranlıkla baktı.
Devamını OkuyunŞafak sökümünün kumdan dalgaları arasında yalpalayarak, düşüp kalkarak, çoğu zaman da sürünerek, izini bulmaya uğraşan akıl, uyku ile uyanıklık arasındaki uçurumda gezinen yüreğin ateşli ve hırpalayıcı dili altında ezilip yok olur.
Devamını Okuyunİşte bu gün başlayacaktı rüyalarını yazmaya.. Su ısıtıp sallama bir çay yaptı kendine, bir dilim ekmek ısıtıp üzerine bir parça kaşar koydu. Sallama çaydan da,tost haline gelmemiş bu ekmek peynir ikilisinden de nefret ediyordu.
Devamını OkuyunAslında çok da fena bir şey değil evinde, yatağında ölmek. Yaşım da uygun. Hatta cenazede, doğum tarihimi görünce o siyah tenekede ooo, bayağı da yaşlıymış diyecekler, acımaktan bile vazgeçecekler biliyorum. İyi de benim bunlardan zaten haberim olmayacak.
Devamını OkuyunFotoğrafa merak sardığım ilk yıllarda tanışmıştım kendisiyle. Yüz yüze gelmedik belki ama ben onu çok yakınımda hissettim hep. Filmlerinin her karesinde beni yakalayan ya bir görüntü ya da bir ses olurdu onu özel kılan.
Devamını Okuyun